The Haunting of Hill House

Karanlık çöktükten sonra izlemenizi tavsiye etmediğim harika dizi. Korku türünden oldukça uzak durmaya çalışsam da -korkuyorum yapacak bir şey yok- nasıl olduysa kendimi bu diziyi izlerken buldum. 

İlk bakışta korku türü için gereken her şeyin dizide olduğunu görüyoruz. Issız bir tepede yüzlerce yıllık büyük bir ev, buraya kısa bir süre için taşınan çocuklu, kalabalık bir aile, karanlık çöktüğünde evde kalmayan hizmetçiler ve kimsenin kapısını açmadığı kırmızı bir oda. Ancak diziyi diğerlerinden ayıran, karakterlerin hikayeleri, oyunculuklar, diyaloglar, mekan geçişleri, çekimlerin oldukça iyi olması. 

Dizi boyunca geçmiş ve günümüzü bir arada yaşıyoruz. Ve Crain ailesinin Hill House‘de ve sonrasında -yanılmıyorsam 26 yıllık bir süre-  yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Crain ailesine geldiğimizde ise, beş çocuk ve iki evebeynden oluşan kalabalık – ve normal yazmak istedim ama pek normal bir aile değiller- bir aile. 

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi.

Hugh ve Olivia Crain, evleri yenileyip satan ve bununla geçimi sağlayan bir çift. En büyük çocuklar Steven, ardından ise sırasıyla Shirley, Theodora son olarak ise ikizler Nell ve Luke geliyor. Şu ikizlere üzüldüğüm kadar başka bir karaktere üzülmemişimdir. Neyse ailemize dönersek, büyüdüklerinde ayrı yerlere savrulan kopuk bir aile haline gelmişlerdir.

Tepedeki Ev

En büyük oğlan Steve Crain, Hill House‘de yaşadıklarını anlattığı kitabıyla yazarlık kariyerine başlamış ve bu işten iyi para kazanmış ağabeyimiz. Evet, hayalet hikayeleri araştırıp yazıyor. En büyük kız olan Shirley ise cenaze evi işletiyor. Ne kadar güzel meslekler edinmişler. Theodora, çocuk psikoloğu iken ikizler Nell ve Luke ise sürekli evin etkisinde bir hayat sürmüşler.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi.

Sadece bir yaz için eve taşınan ailemiz evin ve sakinlerinin yeni hedefi olmuşlardır. Aralarından kayıp vererek de olsa evden kaçan ailemiz 26 yıl sonra yeniden evin etkisini şiddetli olarak hissetmeye başlamıştır. Evin daha tamamlanmamış işleri vardır.

İzlemeye başladıktan sonra ilk beş bölümde yaşananları her çocuğun gözünden izliyoruz. ilk dört bölüm biraz gerilim tadında ve sıkıcı gibi gelse de beşinci bölümde hem korkup hem de duygulandım. -Hayır ağlamadım.- Altıncı bölümden sonra ise dizi korkuda vites arttırarak devam etti ve sekizinci bölümde kafamı başka yere çevirmeye başladım. Hata yaparak diziyi gece 12 gibi bitirdim ve uykusuz bir gece mal oldu. Ama deydi mi? diye soracak olursanız. Kesinlikle. 

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi.

Hata yaparak diziyi gece 12 gibi bitirdim ve uykusuz bir gece mal oldu. Ama değdi mi? diye soracak olursanız. Kesinlikle.

Dizinin ikinci sezonu gelecek gibi duruyor ama tam tadında bir finaldi ve yeterliydi. IMDB de dizi şuan 9.1 puanda ve kesinlikle hak ediyor. 

3 Replies to “The Haunting of Hill House”

  1. […] Uma Thurman‘ın başrolünde yer aldığı Chambers, merakla beklediğim bir yapım. Öyle ki The Haunting of Hill House‘dan daha korkunç olacağı söyleniyor. İncelmesi en kısa zamanda gelir. Ve tabi uykusuz […]

    Cevapla

  2. […] önce Haunting of Hill House‘un ardından yaşadıklarımdan dolayı tek günde bir sezon izlemeyi düşünmedim. Ama […]

    Cevapla

  3. […] Gecelerce uykusuz kalmama sebep olan, korku türüne alışık olmayan bünyemi sarsan ama kendisini sonuna kadar izleten harika dizi. Detaylı incelemesine buradan ulaşabilirsiniz. […]

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir