The I-Land İnceleme

I-Land
Görsel: Michelle Faye Fraser/Netflix

The I-Land Netflix’in gizem, gerilim ve bilim kurgu türlerini bir arada sunmaya çalışan, toplam yedi bölümden oluşan mini dizisi. Eğer izlemeye niyetiniz varsa öncesinde aşırı spoiler içeren fragmanı izlemeyin.

On yabancı, hafızalarını kaybetmiş bir şekilde tropik bir adanın sahilinde uyanırlar. Tropik ada, gizemli olaylar yoksa… Lost? Hayır. Fragmanı hala izlemediğinizi varsayarak anlatmaya devam ediyoruz. Issız bir adada uyanan 10 yabancıdan ilk uyanan, dizinin de baş karakteri olacağı belli olan, adının daha sonra öğreneceğimiz Chase (Natalie Martinez) olur. Elinde bir deniz kabuğu ile uyanan Chase kendini toplayarak ayaklanır. Ardından elinde bir bıçakla başka bir kadın –K.C. (Kate Bosworth) gelir, tanışma faslını geçerek Chase’e saldırır. Tüm bu gerginliğin ardından adada uyanan birbirine yabancı bu insanlar bir şekilde toplanırlar ve başlarına ne geldiği konusunda akıl yürütmeye başlar. Başta “Uçağımız mı düştü?”, “Deniz kazası mı oldu?” teorileri kısa zamanda çürütülür.

Birbirlerine benzer, etiketlerinde isimleri olduğunu düşündükleri isimler bulunan kıyafetler giyen, belli aralıklarla sahile bırakılan, bu on kişinin bu adaya birileri tarafından, bir amaç için bırakıldıkları açıkça bellidir. Belki bir hayatta kalma oyunu, belki canlı yayınlanan bir program, belki de sadece bir ceza. Kumsala gömülü araç gereçler ve buldukları “Find Your Way Back” yazılı tabela ve sadece biz seyircilerin gördüğü “Property of The I-Land” yazısı bu insanların bu adada rastlantı, kaza gibi bir sebepten bulunmadığını netleştiriyor. Eğer fragmanı izlediyseniz daha fazlasını bile öğreniyorsunuz ancak ben yine de seriyi izlemek isteyenlere keşfedecek bir şeyler bırakmak için -3. bölüme kadar götürüyor bu merak sizi- daha fazla detayı yazının devamında ki spoilerlı bölüme saklıyorum.

Natalie Martinez (Chase) – I-Land
Görsel: Michelle Faye Fraser/Netflix

Spoiler Uyarısı!

Yazının bundan sonrası dizi hakkında spoiler içermektedir.

Spoiler uyarılarımızı yaptığımıza göre şu I-Land hakkında rahat rahat konuşabiliriz. Adanın kurmaca olduğu, birilerinin izlediği en başından beri belli olsa da fragmanı izlemediyseniz bunun bir simülasyon olduğunu, adadaki insanların aslında bir hapishanedeki suçlular olduğunu anlamanız bir kaç bölüm sürüyor. Evet, bu on yabancı korkunç suçlardan ötürü ölüm cezasına çarptırılmış suçlular. Bir takım bilim insanı da suçluların böyle bir simülasyon ile rehabilite edilip edilemeyeceğini araştırıyor. Yani bu aslında bir deney ve adadakiler ise denekler. Baş karakterimiz Chase’in adada yaralanarak kendinden geçmesi ve gerçek dünyaya dönmesiyle tüm bunlar açığa çıkıyor. Sonrasında ise bu deneyi sabote etmek isteyenlerin işe karışmasıyla ada adeta bir hayatta kalma oyununa dönüşüyor.

Geçmişte korkunç suçlar işlemiş olan bu insanları, hafızalarını silerek sanal bir adada rehabilite edilip edilemeyeceği araştırılıyor. Ancak diziden anlaşılan bunun imkansız olduğu. Daha uyanır uyanmaz, hafızaları yerinde olmamasına rağmen, sahip oldukları kişiliklere ait davranışlar sergilerler. Çok geçmeden, hafızalarının yerine gelmesiyle beraber, işledikleri suçlara benzer suçlarla adayı karıştırıyorlar.

Gelelim adaya. Ada bir simülasyon. İkinci bir ada var. Simülasyonda ölürseniz, gerçek hayatta da ölürsünüz. Ayrıca müdahale edilmemiş olsa ada kendi kendine yeni etaplar yaratarak adadaki deneklerin rehabilite edilip edilemeyeceğini araştırıyor. Önemli olan adadakilerin bu durumu anlamamaları. Ancak daha ilk bölümden Chase deniz kabuğunu kırdığında, seyirciye kabuğun içindeki “Property of The I-Land” yazısı ve verici gösteriliyor. Neden gerçekliğinin sorgulanmamasını istediğin bir simülasyona böyle bir şey koyarsın? Sanki ilk bölüm simülasyon değil de gerçekten bir adaya bırakılıp uzaktan izlenecekleri düşünülmüş gibi. Adada uyanan insanlar kumlarda gömülü eşyalar buluyorlar. Pusula, ilk yardım seti, kitap… Başta belirlenen bir bulmacanın ipuçları gibi. Ancak en başından itibaren kimse bunlara önem vermiyor. İleride de bunlar tamamen unutuluyor ve olarlar karmakarışık bir hal alıyor. Chase’i geri yolluyorlar, ama tam olarak ne için? Suçsuzluğu ortaya çıkıyor ama adadaki diğerleri? Simülasyonu sabote eden müdürü adaya yolluyorlar. Hani rehabilitasyondu bu, deneydi? Yani anlayacağınız ortada bir deney var ancak doğru düzgün başlayamadan sabote ediliyor. Bu deneyi izleyen onlarca insan varken ada kıyamet ortamına dönerken kimse fark etmiyor. Başarısız sayılabilecek bu deneyin tek bir iyi yanı, Chase’in suçsuzluğunu ortaya çıkarması. Tabii kendisinin 25 yıldır hapiste olduğunu öğreniyoruz. Belki simülasyon deneyinin amacı değiştirilmelidir.

Spoiler Uyarısı!

Spoiler içeren kısım sona ermiştir.

İzlenip izlenmeyeceğine gelirsek, 7 bölümlük bu mini dizi, tek bir film olarak sunulabilecek olayları uzata uzata her karakterin geçmişine, anılarına yer vererek anlatıyor. Bu izlenmeyeceği anlamına gelmiyor ama kesinlikle izleyin, kaçırmayın, harika bir yapımda diyemem. En iyisi kendiniz bir kaç bölüm şans verin. Son olarak sizleri spoiler ile dolu fragman ile baş başa bırakıyorum. Yorumlarda dizi hakkındaki görüşlerinizi, yazıda hatalı yada eksik gördüğünüz noktaları paylaşırsanız sevinirim.

Görseller: Michelle Faye Fraser/Netflix

One Reply to “The I-Land İnceleme”

  1. […] bir aradan sonra nihayet blogda I-Land (😥) ve The Dark Crystal: Age of Resistance (😎) incelemeleri ile bir şeyler yayınlayabildim. […]

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir