Gerçek Aşk (The One) 1. Sezon İnceleme

DNA testi sonucu muhteşem uyumlu partnerinizi, hayatınızın aşkını bulacağınız garanti edilse ne yapardınız? The One (Gerçek Aşk) size bu şansı veriyor.

John Marrs‘ın aynı adlı romanına dayanarak Howard Overman (Misfits, War of the Wolds) tarafından yaratılan The One, DNA testi sayesinde insanları mükemmel uyumlu eşleriyle eşleştiren bir şirket etrafında gelişen olayları konu alıyor.

Sadece saç teliniz ile size tamamen uyumlu bir eş bulabileceğiniz söylense ne yapardınız? Peki ya uygulama sonucu bulacağınız eşiniz, evliyse yada psikopat, katil çıkarsa? Normal yollarla kurulmuş harika bir birlikteliğiniz varken böyle bir uygulama sizin yada partnerinizin dışarıda daha iyi bir eşi olabileceği gerçeğini açıkça ortaya koyarsa? The One tüm bu soruların yanı sıra bir de tüm bu sorularının ortaya çıkmasına sebep olsanız, başarınızı servetinizi ve gücünüzü korumak için neler yapardınız? sorusuna yanıt arıyor.

Karıncaların birbirleri ile olan etkileşiminin genetik özellikleri ile alakası üzerine bir araştırma yürüten James Whitting (Dimitri Leonidas) ve hırslı arkadaşı Rebecca Webb (Hannah Ware) bu durumun insanlar üzerinde de geçerli olabileceği düşüncesinin üzerine giderler ve ortaya The One çıkar. Artık DNA testi sonucu gerçek aşkı bulabilirsiniz. Rebecca Webb‘de karşımıza böyle bir konuşma yaparken çıkıyor. Anne ve babasının sürekli tartıştığını, kendisinin ise vasat ilişkilerden bıktığını anlatıyor ve sonrasında gerçek aşkı bulduğunu ilan ediyor ve Ethan‘ı (Wilf Scolding) sahneye çağırıyor.

Rebecca milyar dolarlık bir şirketi yöneten gözü kara, güçlü bir yönetici haline gelirken James ise şirketten uzaklaşarak kırsalda kendi halinde bir hayat sürüyor. En azından bu durum Rebecca‘nın eski ev arkadaşı, ikilinin yakın arkadaşı Ben Naser‘in (Amir El-Masry) cesedi Thames‘den çıkana kadar böyle devam ediyor. Bu yetmezmiş gibi şirket içi çekişmeler ve The One‘ın boşanma oranlarını arttırdığı, aileleri yıktığı yönündeki görüşler de yükselmektedir. İkilinin ve şirketin geçmişindeki sırlarda bir bir ortaya çıkmaya başlıyor.


Ben‘in ölümünü araştıran dedektif Kate Saunders (Zoë Tapper) ise bir yandan Rebecca ve James‘i şüpheli ilan ederken diğer yanda da kendini The One‘ı denemekten alıkoyamıyor ve Sophia (Jana Pérez) ile eşleşiyor. İspanya’da yaşayan Sophia, Kate‘i görmek için Londra‘ya geldiğinde işler pek Kate‘in umduğu gibi gitmez.

Birde Mark (Eric Kofi-Abrefa) ve Hannah (Lois Chimimba) var. Birbirlerini hiçbir teste, uygulamaya ihtiyaç duymadan bulan çiftimizden Hannah‘ın içine ya Mark için daha bir eş varsa şüphesi düşüyor ve onun adına The One‘a katılıyor. Çok geçmeden hayatlarına Megan (Pallavi Sharda) dahil oluyor.

The One‘ın düşüncesi çok heyecan verici ancak insanların hayatında olumlu etkilerinin yanı sıra bir çok soruna da yol açıyor. Dizi uygulamanın olumlu, olumsuz her yönüne değinmeye çalışırken bir de cinayet ekleyerek yapımı bilim kurgudan polisiyeye kaydırıyor.

Sekiz bölümden oluşan The One‘ın en büyük problemi her şeyi çok erken ortaya çıkarması. Tüm gizli sırları biz biliyoruz ancak karakterler ortaya çıkarmak için sezon boyunca uğraşıp duruyor. Buna rağmen ben The One‘ı beğenerek izledim. İkinci sezon için güzel bir zemin hazırlandı ve bir çok konu yeni bir sezona bırakıldı ancak yeni bir sezon onayı almazsa izlediğimizle kalmış olacağız gibi görünüyor.

The One ve yazı hakkındaki görüşlerinizi yorumlarda paylaşırsanız sevinirim.

Görsel:Netflix

Bir Cevap Yazın