The Silence İnceleme

Stanley Tucci ve Kiernan ShipkaThe Silence
Görsel: Netflix

The Silence, Tim Lebbon‘un 2015 yılında yayımlanan “The Silence” adlı kitabından uyarlanan, korku gerilim filmi.

Daha önce haftalık Netflix rehberinde belirttiğim gibi The Silence‘ı 12 Nisan’da bekliyorduk. Ancak Netflix aniden 10 Nisan’da filmi yayınladı.

Adından ve fragmanından anlayabileceğimiz gibi The Silence, sesle avlanan yaratıkların olduğu ve sessiz kalındığı sürece hayatta kalınabilen bir kıyameti anlatan yapım. Durum böyle olunca akla direkt –Bird Box‘da yapıldığı gibi- A Quiet Place geliyor. The Silence, 2015’de yayınlanan bir kitaptan uyarlanıyor ve filmin çekimlerine daha A Quiet Place (2018) vizyona girmeden önce, 2017’de başlanıyor. İkisinin benzer olması rastlantı. İlginç bir bağlantı olarak A Quiet Place‘ın yıldızı Emily Blunt, Stanley Tucci‘nin eşinin kardeşi (baldızı, sister-in-law). Bu çok önemli bilgiyi de verdiğimize göre The Silence‘a dönebiliriz.

Bilim insanları, gerçekleştirdikleri mağara keşfi sırasında daha önce bulunmamış bir bölümü farkederler ve uzun süredir mağarada hapis kalan yırtıcı yaratıkları serbest bırakırlar. Kısa sürede araştırmacıların vesp adını verdiğini öğrendiğimiz bu yaratıklar, görme duyusunu kaybetmiş, ses ile avlanan zombi yarasa kıvamında canlılardır. Kısa sürede çoğalarak tüm dünyaya yayılırlar.

Tüm bunlar yaşanırken Andrews ailesine dönüyoruz. Baba Hugh Andrews (Stanley Tucci), anne Kelly Andrews (Miranda Otto) ve çocukları Ally Andrews (Kiernan Shipka) ve Jude Andrews‘la (Kyle Breitkopf) beraber büyükanneleri Lynn (Kate Trotter) ve yakın arkadaşları Glenn‘de (John Corbett) aileden sayılabilirler. Ailenin kızı Ally Andrews, üç yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucunda, işitme yeteneği kaybetmiştir ve aile geçen bu sürede işaret dili öğrenerek duruma uyum sağlamıştır.

Bu türde genellikle olduğu gibi tüm kanallar önce terör ve nükleer saldırı gibi olaylardan bahseder. Sonrasında ise gerçek ortaya çıkar ve halk bu durum karşısında üstünkörü bilgilendirilerek evlerinde kalmaları konusunda uyarılır.

Bu sırada aile zekice davranarak, şehirde çok ses var uzaklaşmalıyız diyerek yola çıkarlar ve şehirden uzaklaşarak hayatta kalma şanslarını arttırırlar. Her zaman dediğim gibi kıyamet sonrası senaryolarda en büyük sorun insan. Ne yapacakları belli olmuyor. Zombiler beyin istiyor mesela. Uzaylılar genellikle gezegeni istiyor. The Silence‘da vesplerse bir amaç için insanları avlıyorlar. Niyetleri açık. İnsan öyle mi? İşte Andrews ailesi bu türden insanlarla da karşılaşıyor.

Spoiler Uyarısı!

Yazının bundan sonraki kısmında spoiler mevcuttur. Eğer spoiler istemiyorsanız, yeşil kutuya kadar durmayın.

Tüm bu mücadelelerden sırasında karakterler son derece zekice davranıyor. İşaret dili ile anlaşabilmeleri başlı başına bir artı. Şehirde kalmama kararı almaları, soğuk kanlı davranmaları, saçma risklere girmemeleri, yangın alarmını tetikleyip dikkat dağıtmak bunlar hep sürece hızlı uyum sağlamalarının göstergesi . Finalde de insanların evrimleşmesinden, uyum sağlamasından bahsediliyor. Ayrıca bu kötü adamların yaratıkları eve yönlendirmek için telefonları kullanması da son derece akıllıca, aile bu durumda saçma sapan davranmıyor telefonları su dolu bir kaba atıyor hemen. Yani akıllıca davranarak, duruma adapte olarak hayatta kalıyorlar.

Ally’nin en başından beri tablet ile gezmesi, hikayenin devamında büyük rol oynuyor. Yol boyunca haberleri, hayatta kalanları öğreniyorlar ve böylelikle kuzeye gitmeye karar veriyorlar.

Evet, bu soğukta virüs, yaratık, zombi falan hayatta kalamıyor; hayatta kalanlar kuzeye gidiyor, hikayesi burada da mevcut. Bir anda zamanda ileri gidiyoruz ve ok kullanan Ally ve Rob (Dempsey Bryk) ile karşılaşıyor. Bir de karlar üstünde dolaşan yaratık.

Spoiler Uyarısı!

Spoiler bitmiştir.

Karakterin normal bir insanın aklını kaybedebileceği bir ortamda, son derece soğukkanlı olması inandırıcılığı olumsuz etkileyen bir durum olarak görülebilir. Ancak ne diyelim, bazıları doğuştan böyle diyerek bunu görmezden gelebiliriz. Devam filmine açık kapı bırakan The Silence, konusuyla rahatlıkla dizi olabilecek bir film. The Silence, kesinlikle sıkıcı yada zaman kaybı değil. Böyle dedim diye bir şaheser, unutulmaz bir film beklemeyin. Sürekli benzerleri ile kıyaslanacak olan film, sadece ortalama, izlenebilecek, alternatif bir yapım. Sizi fragmanla baş başa bırakırken, The Silence bir şans vermenizi önerebileceğim bir yapım.

Görsel: Netflix

2 Cevap “The Silence İnceleme”

  1. […] Summer, Huge in France, The Perfect Date, The Silence ve Issız Bir Adaya Düşsen Yanına Kimi Alırdın? gibi yapımlarla buluştuğumuz haftanın […]

    Cevapla

  2. […] The Silence İnceleme […]

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir